UNDERGROUND ŞİİRLER

ŞAİR: ÖMER FARUK RECA YALNIZLIK  HÜZÜN ŞİİRLERİ

FRANSİSKAN GİZEMİ Uyduruk hayatların kilittaşı gözleri Şahitlik ederken körpe aldatmacalara, Vurdumduymaz acımasızlığın gizli koridorunda Kirli hesaplar ihanetin aynasını saklar Meşekalkanı acı duyarken yolunda Taş salonlarda ağıt yakan savaşçılar Sessiz çığlıkta yaralı lostra ayaklarıyla inlerken Fransiskan gizemi ağaç kabuğundaki feryat Şaklaban Federigonun ağıtlarında saklı Bir tutam ihanet ejderhası, Mezarlık ağacı ölü yüzler kalkarken Marur moun eşeği gibi Fuko’nun hapishane tarihindeyim, Nuşirevan atlıları binbir nala koştururken Derin nemli çayırlarda, Kafatasımı çiğniyor menhar misali Ebedi yolculuğumdaki bin yılın tarihi

ENDÜLÜS Endülüs Endülüs! Deli rüzgarda açma yara kan fişek Koç boynuzu deli mitralar Odin kızılı Sutra aşıklar sarayında dem vururken Düşkün kahramanlar sürgünü Yılan yolu bekçigahlar…ve… …Tarasbulba’da kör ajanların çıkmaz sokağı Lumumba Korintoslular’da esirken

LOTUS ÇİÇEĞİ Lotus çiçeğinde haymatlos haykırış Gebedir yalnızlığına inat muhacir aşka Tetova’nın tanıklığı gem vursa da eskiye Dile gelirken hatmi çiçeği arı kovanında Rafine zevklerin vurdumduymazlığı Balıkgöz aşkların çirkefliği esirgah duraklarda Çaresiz çöl rüzgarları savurur bıyıklarının üzerindeki sarı tozları

YALNIZLIK TAKVİMİ Kan kurusu ağlayan duvarlar Hakikatli sözler mırıldanır Yalnızlığın donuk zaman takviminde Ağlarken rüyaları ölünün arefesinde Ve… karanlık akşamların düğün çorbasında Gözetlerken suyun kokusunu Şantiye yemekhanesinde bir miskinken RODİN SAPKINI Toz rengi akıl tutulması kuleler Ten rengi kayıp ruhları saklarken Canhıraş feryatla kaçışan rodin sapkınlarıyla Nanna’nın günlüğü anlatırken soysuz kamburu Çanlar uğuldar ağlayan duvar diplerinde Bir manastır tanıkken kan kurusu hakikate Piskoposlar koşuştururken, rugan uçlu kaypak sözler gelir PUKA VİDA KÖPRÜSÜ Kültür lordlarının karanlık zulasında saklı Puka vida köprüsünün acizleri, Yürürlerken İdilya bağlarının saçağında Bataklık süvarisi kurbağa toplayıcıları gibi Münzevi aldıkaçtıların kirli yüzünde saklı İndirgenmiş basitliklerin aldatmacası Böyleyse eğer Truva atlısı şövalyeler Haz düşkünü değil midir asıl suikast

MATADERO'YA AĞIT Matadero’da saklı geçmiş Çağırsa da tüm geçmişiyle Şair ruhlu atlıları gelmeyecektir geri Ağlarken küflü sütunların üzerinde Yüzleşme perdesi açıldığında işte o zaman Acısı vurur topuklara yalnızlığın Sürgün yeriyse eğer hastalık En çok da yalnızlıkta bulur insanı Ve çöplük oluruz çöplük! Vurgunsa uykular böyle hallerde Zamanın körebesi bulur kuytu bir köşede

EFTALYA Deniz kızı Eftalya tadında , Çocukluğumuzun sucuk ekmek arası aşkları Luna!Luna! diye bağırırken uzaktan Tozlu luna parkında gezerken hüzünlü kentin Pul koleksiyonunda arardık hiç tatmadığımız sevdayı KÜL BATIMI Yarık gök açık pencere Yırtarcasına isabetsiz yanımı Kül batımı kederin eşiğinde kavrulurken mazbut Uzaktan şehrin ışıkları Söndürüyordu dumanını umutlarının Karanlık sokaklarında şerefine küsen insanlarsa Ağlamaktan ne anlar! Değil miydi ki acı ağlatır…

AFRİKA KARASI Üzerime ağaç gölgesinden şiirler sindi Sakallarım terkedilmiş Afrika karası Koltuk altlarımda Hint fakiri saklı Körebe oynuyor salıncakta zalim Hücreleri virüs havuzundaki öfkeli yanık Tırnak uçlarında japon gözü kamasutra Gövdesine Viking alabandası girmiş… …mandalar gibi kişneyen kısraklar Çin sarısı yüzüne sinek tohumları konmuş çoktan Sakrement trolünde bir esir ağlar günbatımında AVANGARD HOKKABAZLAR Deli yağmur çılgın sağanak, Hu sesi yıllar kor kapı Avangard hokkabazların öcü yiyicileri Şişme aşkların pudralı kahkahaları Şizofreni kaçaklarının avuntusu derme kaldırımlarda Cüzzam kılıklı bir adam ağlar Ne olup bittiğini anlamadan Kemiktozu güzelleştiricilerle mezarlık taşı yosunları Arnavut kaldırımı ajanlar koşuşturur Çoktan seçmeli yaşlı bakireler eşliğinde Yine…ne olup bittiğini anlamadan! BABA TAHİR Butimar’ın kuşkusu Nil’in yakarışı Baba Tahir’in gözlerinde saklı üryan ağlayışlar Santur sesiyle irkilirken Yedi Uyuyanlar! Sofular geçidi sakaltutan çıkmazında Bir müzmin ağlar kederle şafağında ağıtların Öyleyse eğer baldıran filozofların tutma hıçkırıkları Artırır onların hakikat çığlıklarını! MR. HYDE Kedere çare olmayan katil düşler Esir alırken postunu deli mağarasında Aklına gelmezdi hayali diyardaki buluşmaları Stevanson’un “tuhaf vakası”nda gizli… …mr Hyde’ın tezahürü Değil midir ki hepimizin içinde gizlidir tuhaflık Değil midir ki hepimiz muhtacız bir Stevanson’a! FUKO’NUN HAPİSHANESİ Nefes alsam vezüv patlaması birleşmeler Kör talihli dilenciler Arkaik döküntülü pembe duvarların arkasında Babil asmalarını düşünerek Birleşiyorlarsa eğer Kan kurusu tohumunda gizli muamma, Fuko’nun hapishane tarihinde sürgünüm Nuşirevan atlıları binbir nala koştururken Derin nemli çayırlarda Bataklık gölgeleri izler onları Çiğneseler de kafatasımı menhar misali ebedi yolculuğumda YALNIZ KONAKLAR Yalnızlığa mahkum konaklar Ağlaşırken nasır gözler karanlığında Kederinin bu olduğunu anlayamazdı Öldürülmeseydi kabuslarındaki yitik kahraman, Mistik soğuk sürgünlerinde Ağlayan adam portresi gibi Asılıyken kader duvarı ücra köşesinde Ağlamaya devam ediyordu öylesine… KABUS AĞACI Kabus ağacına konduğunda düşlerim Yeşilağaç rüzgarlarında esirken çöl bakışın Kahredici tundra gariptosları Gözyaşlarını içine atar haince İHTİLAL KAHVESİ Ölü adam vadisinde beş atlı İhtilal kahvesi içerlerken kaktüs şerbetinden Lazarus kanyonu çığlık atar ölüleri için Kayalık kartalları intikam yemini ederken GECENİN… Puslu gökyüzünün maymun iştahlı yiyicileri Düşüremeyeceksiniz yıldırımlarınızı Şiirlerle altında mırıldandığımda gecenin(Ömer Faruk Reca)

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !